İSTANBUL (DİHA) - İktidarı kaybedince savaş çığırtkanlığına başlayan, dünyanın terör örgütü olarak tanıdığı DAİŞ'i yüceltip YPG'yi hedef gösteren, bununla da yetinmeyip "Susturun şu şirreti" başlığıyla HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ'ı hedef alan yandaş basının tutumunu değerlendiren Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu, yandaş basının yaptığı kurgular üzerinden kutuplaşmayı pekiştirdiğini söyledi. İnceoğlu, Yükdekdağ'ı hedef gösteren başlığı ise kendini "kadından sorumlu" hisseden ve "kadını hizaya getirmeye çalışan" erkek bakışın yansıması olduğunu söyledi.

Seçimden umduğunu bulamayan ve tek başına iktidar olamayan AKP, devreye soktuğu savaş gündemiyle iktidarını sürdürmeye çalışırken, güdümündeki medya da Girê Spî'nin, DAİŞ'ten temizlenip özgürleştirilmesi sonrası bir yandan YPG'yi karalama kampanyası başlatıp, Türkiye'nin Suriye'ye girmesi için savaş çığırtkanlığı yaparken, diğer yandan da HDP'yi hedef alan yayın çizgisine devam ediyor. YPG'nin Girê Spî zaferinin ardından "YPG DAİŞ'ten daha tehlikeli" gibi manşetlerle YPG'yi hedef gösterip, DAİŞ'i yücelten havuz medyasının son icraatı da HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'a dönük cinsiyetçi yönelim oldu. Star Gazetesi, Rojava'ya girme hazırlığında olan AKP iktidarını eleştirdiği için, Yüksekdağ'ı "Susturun şu şirreti" başlığıyla hedef alması, pervasızlığın son halkası oldu.

Yandaş medyanın bu tutumunu ve altında yatan nedenleri Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Yasemin İnceoğlu değerlendirdi.

'Son derece seksist ve hedef gösterici'

Öncelikle HDP'yi ve YPG'yi hedef gösteren AKP medyasının, "yandaş" tanımına denk gelen taraflı bir yayın politikası izlediğini belirten İnceoğlu, son olarak Yüksekdağ'a yönelik atılan başlığın ise "Son derece seksist, hedef gösterici" olduğunu kaydetti.

Bu söylemin aynı zamanda kadını değersizleştiren, kendini "kadından sorumlu" hisseden ve "kadını hizaya getirmeye çalışan" erkek bakışın yansıması olduğunu kaydeden İnceoğlu, gazetenin HDP'nin politikalarına karşı duyduğu rahatsızlık ve öfkeyi, bir kadın eş başkan üzerinden yansıtmasının da "son derece çirkin ve gazetecilik etiği ile vicdani yükümlülükle bağdaşamayacağını" söyledi.

'Bizler ve onlar kutuplaşması yaratılmaya çalışılıyor'

İktidarın uygulamalarının meşrulaştırılması, yeniden üretimi ve sürdürülebilirliği için gerekli ideolojik destek çerçevesinde, siyasal, askeri ve ekonomik seçkinlerin yanı sıra simgesel seçkinler olan gazetecilerin de son derece etkili rol üstlendiklerini kaydeden İnceoğlu, yandaş medyanın bugünkü tutumunun da bununla ilgili olduğunu söyledi. "PYD-DAİŞ el ele hedef Türkiye", "Asıl hedef Türkiye teröristlerin Mürşitpınar Kapısı'ndan girdiği iddiası uluslararası ajanslar, Doğan ve paralel medya desteğiyle yayıldı" gibi başlıklar atan yandaş basının yaptığı kurgular üzerinden ise "biz" ve "onlar" kutuplaşmasını pekiştirdiğini de söyledi.

"Toplumsal olarak hassasiyetlerin oluşabileceği ve çatışmaların alevlenebileceği ortamlarda haber verilirken, barış dilinin kullanılmasına özen göstermek gerekir" diyen İnceoğlu, çatışmanın sadece iki tarafın çatışması gibi gösterilmesinden kaçınmak gerektiğini, zira çatışma sadece iki tarafın arasındaymış gibi gösterildiğinde sadece bir kazananın ve bir kaybedenin olacağı sonucu çıkartıldığını belirtti.


Kaynak