Yurttaş gazeteciliği şart

Yasemin İnceoğlu
Liberal küreselleşme sürecinin ivme kazanmasıyla birlikte, medya karşı güç olma işlevini yitirdi. Bu nedenle `dördüncü kuvvet medya`yı denetleyen `beşinci kuvvet yurttaş` gereksinimi doğdu

Yasama, yürütme ve yargının yeterli olmadığı, birilerinin gücü elinde bulunduranları denetlemeleri gerektiği fikrinden, günümüzde özgür basın olarak bildiğimiz `dördüncü kuvvet` kavramı doğdu. İskoç felsefeci, tarihçi ve ekonomist James Mill, demokrasilerde basının üstlendiği `bekçi köpeği` işlevini kavramsallaştırırken, İngiliz devlet adamı Edmund Burke`un bir gün parlamentoda beraber oturduğu gazetecileri göstererek, "İşte orada dördüncü kuvvet oturuyor, hepsinin en önemlisi" demesiyle de `dördüncü kuvvet` kavramı literatüre girmiş oldu.
Günümüzde liberal küreselleşmenin ivme kazanmasıyla birlikte, medya karşı-güç olma işlevi-ni kaybetti. İşte bu nedenle, Le Monde Diplomatique`in yayın yönetmeni Ignacio Ramonet, `dördüncü kuvvet medya`yı denetleyen, gerektiği zaman haber çarpıtmalarını ve eksik bilgilendirmeleri açığa çıkaran bir `beşinci kuvvet-yurttaş kuvvetine olan gereksinimi gündeme getirdi.

Uluslararası medya gözlemevi Ramonet`nin bunun için kurmayı önerdiği `uluslararası medya gözlemevi`nde, medya kullanıcıları, akademisyenler ile ana akım medyadan veya alternatif medyadan gazeteciler yer alacak. Söz konusu gözlemevi toplumun çıkarları ve yurttaşın düzgün bilgilendirilme hakkı adına büyük bir sorumluluk yerine getirirken, son yıllarda salgınlaşan medya manipülasyonlarına karşı toplumu uyarmayı da bir görev olarak görüyor.

Kamuoyu ve `haber pazarı`
Günümüzde medyanın kamuoyunu haber pazarı olarak algılama eğilimi çok açık biçimde hissedilirken, medya kamusal işlevini yerine getirmemesinden ötürü son yıllarda ciddi bir güven bunalımına düşmüştür. Sürekli olarak göz ardı edilen kesim yurttaş, diğer bir deyişle, sokaktaki insan yani sıradan insandır. 1990`lı yıllarda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) toplumunun apolitik yapısından ortaya çıkıp, kamu kuruluşu olan Pew Center`ın destekleriyle en çok uygulama alanı-nı yerel medyada bulan yurttaş/kamu gazeteci-liği ana akım medyanın haber politikalarını eleştirerek, medya kullanı-cılarını pasif birer izleyici olmaktan, aktif birer katılımcıya dönüştürme çabaları içindedir.

Siyaset ve toplumun sorunları
Yurttaş gazeteciliği, haberin oluşma sürecinde yurttaşlara söz hakkı tanıyarak, kamusal tartışma ortamını sağlamak olarak algılanmalıdır. Kamusal yaşamın harekete geçmesini sağlayacak olan yurttaş gazeteciliği, insanların, kamusal yaşama katılıp katılmadıklarını, ihtiyaç duyulduğunda tartışmanın yapılıp yapılmadığını, siyasetin gereken ilgiyi üstüne çekip çekmediğini ve toplumun sorunlarıyla uğraşıp uğraşmadığını sorgular, bunlara yanıtlar arar. Yurttaş gazeteciliğinin konuları arasında yalnız karmaşa, felaketler değil, iyi haberler ve görüş birliği de yer alır. Kısacası yurttaşın/kamunun medyaya karşı bilinçlendirilmesi, eleştirel bakış açısıyla yaklaşabilmesi başka bir deyişle medya okur-yazarlığı (media literacy) sürecinin başlama vakti gelip geçmektedir.

ABD`deki eleştiriler Kimilerine göre radikal, kimilerine göre ise anarşist veya ajitatör olarak nitelendirilen ve neoliberalizme karşı verilen demokrasi savaşında dünyanın en önde gelen aydınların-dan biri olan Noam Chomsky de, Amerikan haber medyasının seçkinler çıkarına çalıştığı ve demokratik uygulamalar masalı ardında nasıl vatandaşların yaşamlarına hükmettiğini bıkıp usanmadan sürekli yinelemeyi sürdürdüğünü irdelerken, medya için şu saptamayı yapmaktadır: "Medyanın kamu çıkarları ile yakından uzaktan ilgisi yoktur, ya devletçi ya da diğer özel şirketlerin çıkarlarına hizmet eder, tüketim kültürünün en önemli sorumlusudur, insani değerleri ve kamu vicdanını öldürmekte, tepkisiz, sinik, bencil, umursamaz bireyler ortaya çıkarmaktadır. Medyanın saldırı ve ayartma ekranı, olası en büyük halk kesimini tutsak almak ve ipnotize etmek üzere düzenlenmiştir."

`Küreselleştirici üçlü`
Ramonet`ye göre ise, dünyanın yeni efendileri küreselleştirici Büyük Üçlü`nün -Uluslararası Para Fonu (International Money Fund-IMF), Dünya Bankası ve Dünya Ticaret Örgütü- dayattığı ideolojik savaşta medya büyük bir mücadele silahı olarak kullanılırken, bizlere kirlenmiş, yalanlarla zehirlenmiş, çarpıtılmış kısacası metamorfoza uğramış haberler sunulmaktadır. Gerek Noam Chomsky, gerek Ignacio Ramonet`nin saptamaları ve önerileri çok doğal bir biçimde, ana akım medya yöneticileri ve çalışanları tarafından ütopik ve hatta absürd olarak nitelendirilecektir. Ancak azınlığın elinde olan medyanın, gerek gelişmiş iletişim teknolojisini, gerek yayın organlarındaki çeşitlilik zenginliğini de yanına katarak, siyaset ve büyük sermaye ile olan organik bağları adeta onu bağımlılık sürecine gebe bırakmıştır.

Dışlananlar
Artık ana akım medya özdenetimini sağlayamazken, sürekli statükonun yararına çalışarak, haber arenasında yer alan marjinal olan her şeyi dışlar olmuştur. Ülkemizde ise ABD ile kıyaslanmayacak ölçüde politize olmuş, ancak gerçek anlamda demokratikleşme sürecini tamamlayamamış olan toplum yapısı, yurttaşlık bilincinin yerleşmesini engellemekte ve medyanın kamu hizmeti görevini göz ardı etmesine neden olmaktadır. Sosyal sorumluluk anlayışını rafa kaldırıp yurttaşların en doğal hakkı olan doğru ve eksiksiz bilgilendirilme hakkını kendi eliyle ihlal eden medyanın demokratikliğinden bahsetmek mümkün değildir.

Radikal Gazetesi