Tarihle Yüzleşmek

Tarihle Yüzleşmek

Medyada eşzamanlı yayına giren 6-7 Eylül olaylarıyla ilgili diziler okurlarda merak uyandırdı. İletişim bilimci Prof. Yasemin İnceoğlu’na göre ‘vatanseverlik’ ile karşıt duruş iyi ayarlanmalı

Derya Sazak


Milliyet Gazetesi / 12.09.2005

Yakın tarihin karanlık ve ‘utanç verici’ sayfalarından biri olan ‘6-7 Eylül olayları’nın 50. yıldönümü nedeniyle anılar canlandı, medya üzerinden geniş çaplı bir yüzleşmeye gidildi.
Milliyet dahil pek çok gazetede dizi yazılar yayımlandı.
Selanik’te ‘Atatürk’ün evinin bombalanması’ haberi üzerine başlayan yağmalama olayları sonucu İstiklâl Caddesi, Taksim ve Beyoğlu’ndaki Rum, Ermeni ve Musevi azınlıklara ait evler, işyerleri tahrip edilmişti. Doğma büyüme İstanbullu olan insanlar linç edilmekten güçlükte kurtuldular ve korkudan göç ettiler.
Geçmişin ‘travma’larıyla baş etmeye çalışırken ‘siyah beyaz’ fotoğraflardaki öfkeli yüzlere Gemlik’te, Bozüyük’te, Siirt’te hafta boyunca yaşanan olaylarda rastlamak 2005 Türkiye’sinde hak etmediğimiz görüntülerdir. Bu bağlamda 6-7 Eylül sergisine yönelik saldırı da trajiktir.
Medyanın ikilemi burada başlıyor: Küllenmeye yüz tutmuş anılarla, güncel olaylar arasındaki dengeyi tutturmak!

Sorumluluk çıtası
Toplumbilimciler ve iletişimcilerin ortak fikri, ‘yüzleşme geleceğimiz için.’ Daha iyi bir gelecek; geçmişle yüzleşmek, sorgulamak ve yok saymamakla mümkün. Hoşgörüye giden yolda yaşananları unutmamak gerekiyor. Ancak tarihi yargılarken toplumsalGerilimden kaçınmak gerekiyor. Sorumluluk çıtası yüksek tutulmalı. Geçmişteki olaylar verilirken ‘güncel’ bilgilendirmeler de eksiksiz yerine getirilmeli.
Medyada eşzamanlı yayına giren ‘6-7 Eylül kampanyası’ kimi okurlarımızın dikkatini çekmiş. Sezai Durmuş, ‘Düğmeye basılmış’ gibi yapılan yayınları merak ediyor. ‘Komplo teorisi’ üretmeye gerek yok! 25 yıl, 50 yıl gibi zaman aralıklarında tarihi yeni tanıklıklar altında canlandırmak, sorgulamak yayıncılık geleneğidir. 12 Eylül 1980 darbesiyle ilgili tartışmaları da bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Bu hafta ‘İmralı yürüyüşü’ nedeniyle Kürt hareketinin sokağa taşması 6-7 Eylül duyarlılığını da artırdı.
Aynur Baradan adlı okurumuz da şöyle tepki göstermiş: “Keşke 6-7 Eylül olaylarında gösterdiğiniz duyarlılığı Yunanistan’da, Bulgaristan’da, Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin başına gelen felaketlerle kıyaslayarak yazsaydınız. Evet 6-7 Eylül olaylarını tasvip etmek doğru değil ama ya bizim geçmişte ve şimdi yaşadıklarımız?”

İnceoğlu’nun yorumu
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yasemin Giritli İnceoğlu, 6-7 Eylül’e ilişkin yayınları Milliyet Okur Temsilcisi’ne değerlendirdi: “Medyanın dördüncü güç olarak en önemli görevinin gerçekleri çarpıtmadan, eksik bilgilendirmeden kaçınarak, nesnellik ölçütüne sadık kalarak haber vermek olduğu herkesçe bilinmektedir. Ancak bazı özel ve sorunlu durumlarda, (savaş dönemi, toplumsal olaylar, vs. ) medya bu görevinden zaman zaman istemeden de olsa uzaklaşır.
Her millet tarihiyle yüzleşirken şüphesiz medyasını devreye sokmak zorundadır. Ancak medyanın görevlerinden biri ‘vatanperverlik’ sergilemek olmadığı kadar, bunun karşıtı bir durum sergilemek de olmamalıdır. 6-7 Eylül olaylarının 50. yılı dolayısıyla bazı gazetelerde çıkan yazı ve yorumlarda, bu hususun göz ardı edildiği anlaşılmakta ve ‘yağma’ niyetiyle başlatılmadığı halde, kamu otoritelerinin önlem almaması yüzünden, yağmaya dönüşen bu olayları, bir kısım basının bir ‘katliam’ ve adeta bir ‘barbarlık’ olayına dönüştürdüğünü görmekteyiz.
Bazı gazeteler ise kendi yayın politikalarını olumlayan türden yazılara ve yazarların fikirlerine yer verirlerken, ‘öteki’yi görmezden geldiler, tarafgir bir tutum sergilediler.”15.09.2005

admin

Mesajınızı bırakın