Yunan Medyası ve `Öğrenci İntifadası`

Yunan Medyası ve `Öğrenci İntifadası`

Yunan medyasının haber vermedeki tarafgir ve yavaş temposu, sokağa dökülen ve tepkilerini zaten çoktan ortaya koyan kalabalığın, umutsuzluk, kızgınlık, öfke duygularıyla empati kurmasını olanaksızlaştırdı. Kısacası toplumdaki hızlı haber akışı, medyanın haber akışını faka bastırdı.


6 Aralık 2008 günü, 15 yaşındaki öğrenci Alexandros-Andreas(Alexis Gregoropoulos’u bir polisin öldürmesiyle başlayan olaylar Atina’dan sonra Selanik,İyonya,Herakliyon, ve Patras’a da sıçramış,400’ü aşkın kişi tutuklanmış ve 100 kişiden fazlası da yaralanmıştı.Başbakan Karamanlis`in çocuğunu kaybeden aileye başsağlığı dilemesi, sorumlu iki polisin gözaltına alınması, kızgın kalabalığın öfkesini dindiremedi.
Polisin, tanıkların ve Uluslararası Af Örgütü’nün ifadeleri birbirleriyle çelişen türdendi. Polis, 20-30 kişilik genç grubun kendilerine saldırdığını, kurşunun sekmesi sonucu çocuğun öldüğünü iddia ederken, Uluslararası Af Örgütü, aralarında söz dalaşına giren polis ve gençler arasında çıkan kavga sonucu, Alexis’in polis tarafından öldürüldüğünü açıklıyordu.
Atina ve Selanik’teki üniversite olaylarının dışında, Patras’da, Belediye Başkanı’nın bile teyit etmek zorunda kaldığı bir durum yaşandı: Medya ısrarlı biçimde, polisle dayanışma içinde olan aşırı sağcı ve neo-nazi grup üyelerini, mülklerini korumaya çalışan sıradan esnaf gibi göstermeye çalıştı.Aslında bu kişiler ellerinde sopa ve bıçaklarla, protestocu avına çıkmışlardı.
Eleştirilerden biri de, medyanın, polisin ve hükümetin isteği doğrultusunda, kamuoyunu adeta protestocuların aleyhine döndürmek üzere haberler yaptığı yönündeydi.
Bir başka eleştiri de, medyanın olaya karışanlara “aşırı-solcu”,”anarşist” yaftası yapıştırmasıydı.Fakir, zengin, serseri, her türden gencin oluşturduğu bu gruplara “anarşist” etiketi takmak önyargılı haberciliğin tipik bir örneğiydi. Medya hiçbir görüntüye yer vermeden “anarşist”’lerin iş yerleri ve dükkanları yaktıklarını söylemekle yetiniyordu.Halbuki saldırıların en çok banka, hükümet binaları(bakanlıklar) ile çok uluslu ve büyük şirketlere yapıldığı gelen haberler arasındaydı.
Saat 21.03’de patlak veren olay, 21.30’da anarşistlerin ve aşırı-solcuların propagandacısı olmakla suçlanan Greek Indymedia sitesinden duyuruldu. Hatta sitenin “Ölü İçin İntikam”, “Polis Şimdi Bunu Ödemeli””Herkes Sokaklara Dökülsün” türünden mesajlar yayınladığı gerekçesiyle, “Yunan Vatandaşlar Koalisyonu”’, “Indymedia’ı Durdurun” kampanyasını başlattı.
Televizyon ve radyo kanalları olayları ancak isyancılar sokaklara döküldükten sonra öğrenebildiler.Gece geç baskıya giren birkaç spor gazetesi dışında, ertesi gün bile günlük gazetelerde protestolar ile ilgili hiç bir haber yayımlanmadı. Çok hızlı mobilize olan gruplar polis aleyhinde internet ve sms aracılığıyla eylem çağrısında bulundular.
Ana akım medya olaylara asgari ölçüde yer verirken, yerel medya ve alternatif medya, özellikle de “Twitter” (genellikle bloglarda kullanılan anlık ileti sistemi) üyesi kullanıcıları an ve an olayları takip edip hızlı bilgi paylaşımı olanaklarını çok başarılı biçimde kullandılar.
Yunan Radyo TV Ulusal Konseyi’nin “Son olayları yayınlamak, yayıncılık yasalarını ihlal etmek tehlikesini doğurur” uyarısı da zaten sansür ve oto-sansür habercisiydi.
Ekonomik sıkıntı ve skandallarla baş etmeye çalışan muhafazakar hükümet ülkedeki durumdan çok tedirgin. Ekonomik krizin, zaten var olan işsizlik, hükümete olan güvensizlik, sağlık ve eğitim hizmetleri ile ilgili sorunları tetiklemesinin yanı sıra, günlük gazete Eleutherotupia’nın ortaya attığı “Yunan polis karakollarında veya hapiste haftada ortalama bir kişi gözaltında iken öldürülüyor” iddiası da, demokrasinin ana vatanı olan Yunanistan’ın içinde bulunduğu durumun karmaşıklığını gözler önüne seriyor.1985 yılında benzer bir olay sonrası gençler ve polis arasında adeta “kan davası”na dönüşen bir süreç başlamıştı.
Bu son olaylarda da hükümet ve polis başarısız bir performans izledi, ancak Yunan medyasının da onlara bu konuda eşlik ettiği söylenebilir. Yunan medyasının haber vermedeki tarafgir ve yavaş temposu, sokağa dökülen ve tepkilerini zaten çoktan ortaya koyan kalabalığın, umutsuzluk, kızgınlık, öfke duygularıyla empati kurmasını olanaksızlaştırdı. Kısacası toplumdaki hızlı haber akışı, medyanın haber akışını faka bastırdı.

  • Prof.Dr./Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi

06-01-2009, Salı
Jurnal.NET

admin

Mesajınızı bırakın